BİZE ULAŞIN

Bipolar (Manik-Depresyon) Bozuklukta Beslenme Düzeni

Bipolar bozukluk (manik depresyon) yaşayan kişilerde yaşadığı duruma göre beslenme alışkanlıklarında değişiklik oluşabilir. Bunun dışında tedavi için kullanılan ilaçlar vücut ağırlığında ve iştahta değişikliklere yol açabilir. Ayrıca yapılan bazı bilimsel araştırmalarda, duygu durum değişikliklerinin beslenme tarzı ile ilişkili olabileceği ortaya koyulmuştur.

Kişinin, manik dönemde iştahında dalgalanmalar oluşabilir ve alkollü içeceklere yönelimi artabilir. Bu dönemde, kişinin alkollü içecek tüketimini arttırması manik dönemin daha ağır geçmesine neden olabileceği gibi, artan kalori alımı nedeniyle kişi kilo alabilir. Manik dönemdeki kişilerin, aynı zamanda uyku süreleri ciddi anlamda kısaldığı için, uykusuzluk nedeniyle leptin hormonu seviyelerindeki artışa bağlı olarak iştah artışı gözlenebilir. Manik dönemdeki kişi, son derece aktif günler geçirdiğinden ötürü ciddi bir kilo alımı gözlenmeyebilir.

Kişinin, depresyon döneminde olduğu zaman diliminde de iştah dalgalanmaları ortaya çıkar. Kimi kişilerde ciddi iştah artışı yaşanırken, bazılarında iştah kesilmesi gözlenir. Bu nedenle depresif dönemde olan kişilerin, vücut ağırlıkları yaşadıkları değişimler genellenemez, kişisel özellik gösterir.

Bipolar bozuklukla mücadele eden kişilerde, özellikle manik dönemde saç örneklerinde vanadyum miktarının arttığı, lityum tedavisi sonrası bu düzeyin normale döndüğü bilimsel araştırmalarca kanıtlanmıştır. Bu nedenle bazı bilim adamları, bipolar bozukluğu olan kişilere “düşük vanadyum içeren beslenme planı” önermektedir.

DÜŞÜK VANADYUM DÜZEYLİ BESLENME PLANININ ÖZELLİKLERİ

Besinlerin vanadyum düzeyleri incelendiğinde;

Düşük vanadyum düzeyi olan besinler; taze sebze, taze meyve ve yağlardır.

Orta vanadyum düzeyi olan besinler; tam tahıllar, deniz ürünleri, et çeşitleri ve süt ürünleridir.

Yüksek vanadyum düzeyi olan besinler; işlenmiş, rafine ve paket gıdalardır. Örneğin beyaz ekmek ve fıstık ezmesi gibi endüstriyel ürünlerin vanadyum içeriği 11-93 ng/g arasında değişmektedir.

Bu verilere göre; bipolar bozukluğu olan kişilerin,

– İşlenmiş ve rafine gıda tüketimini azaltması gereklidir. Daha az rafine edilmiş veya rafine edilmemiş gıdaları daha sık tercih etmelidirler.

· Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmekleri tercih edilmelidir.

· Beyaz pirinç yerine, kabuklu pirinç tercih edilmelidir.

· Makarna yerine, kepekli/tam buğday unundan makarna tercih edilmelidir.

· Beyaz şeker içeren hazır gıdalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

– Günde 3-5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Gün içerisinde pişmiş sebze yemekleri, salatalar, taze ve kuru meyveler daha sıklıkla tercih edilmelidir.

– Hayvansal kaynaklı besinler orta düzeyde tüketilmeli fakat beslenme düzeninden tamamen çıkarılmamalıdır.

Bipolar bozukluk tedavisinde en sıklıkla kullanılan ilaç lityum tuzu içeren ilaçlardır. Lityum tuzu kullanan kişilerde hafif kilo artışı olabileceği bilinmektedir. Ayrıca lityum tedavisi alan kişi; böbrek fonksiyonlarının bozulmaması için tükettiği su ve tuz miktarına dikkat etmelidir.

LİTYUM TEDAVİSİ ALAN KİŞİLER İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ

· Lityum, böbreklerden atılırken sık idrara çıkmaya neden olur. Eğer yeterli miktarda su tüketilmez ise, böbreklerden lityumun atılma hızı yavaşlayacaktır. Bu durumda, kandaki lityum düzeyinin yükselmesine neden olur. Kanda lityum düzeyinin aşırı yükselmesi istenmeyen bir durumdur. Bu nedenle lityum tedavisi alan kişilerin bol su ve sıvı tüketmesi önerilir. Günde en az 2 litre su tüketilmelidir.

· Lityum tuzu, sofra tuzu ile birlikte böbreklerden atılır. Bu nedenle, tamamen tuzu kesmek veya eskiye nazaran ciddi oranlarda tuz tüketimini azaltmak, lityum tuzunun böbreklerden atılmasını yavaşlatır. Kandaki lityum oranı yükselebilir. Lityum tuzu tedavisi alan kişilerin, sofra tuzunu normal düzeyde kullanması ve tamamen tuzsuz bir beslenme planı uygulamaması önerilmektedir.

· Lityum tedavisi alan kişilerde, ilacın yan etkisine bağlı olarak akne artışı gözlenebilir. Akne problemi yaşamamak adına, bu dönemde kızartma-kavurma ve yüksek yağlı atıştırmalıklardan uzak durulmalıdır.

· Lityum tedavisi, kilo artışına neden olabilmektedir. Bu dönemde yaşanan kilo artışı, özellikle kadınlarda tiroid problemlerine bağlı olarak gelişebilir. Tedavinizi yapan doktor, tiroid testlerinizi düzenli olarak takip edecektir. Kan tahlillerinizi atlamadan yaptırmanız önemlidir.

· Kilo artışının minimize etmek için; günde 3 ana 3 ara öğün şeklinde beslenmeye özen gösterilmelidir. Gün içerisinde 3 saatten uzun aç kalmamak ve sağlıklı ara öğünler yapmak metabolik hızı arttırmaya yardımcı olur.

· Tedaviyi üstlenen doktor izin verdiği takdirde, fiziksel aktivite mutlaka arttırılmalıdır. Düzenli egzersiz yapma şansı olmayanlar, gün içerisinde en az 30 dakikalık orta tempolu yürüyüşler yapmaya dikkat etmelidir. Asansör yerine merdiven kullanmayı tercih etmek, yürüyüş mesafesi olan yerlere araba ile gitmemek gibi alışkanlıkların kazanılması gerekir.

· Bazı kişilerde ilacın yan etkisine bağlı olarak kas güçsüzlüğü gözlenebilir. Magnezyum mineralinin yeterli düzeyde alınması önemlidir. Magnezyumun en iyi besinsel kaynakları; muz, patates, fındık, badem ve ceviz gibi kuruyemişlerdir.

· Kullanılan ilacın tipine bağlı olarak, kişilerde dönemsel saç dökülmeleri yaşanabilir. Saç sağlığı için en önemli mineral çinkodur. Çinko mineralinin en zengin kaynakları; et, tavuk, balık, deniz ürünleri ve kuruyemişlerdir.

Uzm. Diyetisyen Serkan TUTAR

TUTAR’LI DİYET Beslenme Danışmanlık&Yaşam Koçluğu

0 212 250 76 98

www.tutarlidiyet.com